Aryen Yayınları yazarları cezaevinde olan 4 yeni kitabı okuyucuyla buluşturdu

Aryen Yayınları, yazarları cezaevinde bulunan kitapları okuyucuyla buluşturmaya devam ediyor. Kenê Anahîta (öykü), Mirov (deneme), Gök Yüzünü Döktü (deneme), Külde Güllenen Şarkılar (şiir) isimli kitaplar raflardaki yerini aldı.
Aryen Yayınları 2’si Kürtçe 2’si Türkçe 4 yeni kitabı okuyucusuyla buluşturdu. Yayın hayatına başladığı kısa sürede onlarca kitabı okuyucusuyla buluşturan ve özellikle cezaevindeki yazarların dünyasını dışarıya taşıdığı için her bir kitabıyla beğeni toplayan Aryen Yayınları, farklı cezaevlerindeki 4 yazarın kitabını yayınladı.
KENÊ ANAHÎTA
10 öyküden oluşan Kenê Anahîta kitabında yazar Ramazan Çeper, 3 öyküde mücadele arkadaşlarını anlatıyor ve bu 3 öyküyü arkadaşlarına adıyor. Akıcı ve anlaşılır bir dille öykülerini kaleme alan Çeper, edebi çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 1980 Batman Sason doğumlu olan Çeper, 19 yıldır cezaevinde.
Halen Edirne’de cezaevinde bulunan Çeper’in şimdiye kadar farklı yayınevlerinden yayınlanan kitapları şöyle: “Yazde Rondikên Tenînî (Şiir), “Etîmolojiya Çiyayên Kurdistanê” (Etîmolojî), “Şervanek Dimeşe Di Dilê Me De” (Şiir), “Ziryan im”, “Mikro İktidarın Dili” (Araştırma), “Beybunlar Kanayınca” (Öykü), “Ferhenga Mîtolojiya Kurdî” (Sözlük), “Değer Felsefesi ve Ahlaki Politik Duruş” (Araştırma), “Ferhenga Mîtolojiyê”.
MIROV
Daha önce “Meytê Li Sir Rê” ve “Kînor” isimli öykü kitaplarıyla okuyucunun karşısına çıkan Cengiz Eker’i, Aryey Yayınları bu kez insanı odağına alan “Mirov” isimli deneme kitabıyla okuyucuyla buluşturuyor. 1964 yılında Iğdır’da dünyaya gelen ve 1993 yılından bu yana cezaevinde bulunan Eker, “Ülkemin gökyüzündeki tüm yıldızlara ithaf ediyorum” dediği kitabında “Dil ve toplum”, “İnsan ve Paradoks”, “İnsan ve İnanç”, “İnsan ve İletişim, Yaşam, Ülke, Kölelik ve Kendi Olmak” gibi konuları ele alıyor.
GÖK YÜZÜNÜ DÖKTÜ
1971’de Dersim’in Hozat ilçesinde dünyaya gelen ve 27 yıldır cezaevinde bulunan Cömert Bozkurt, “Gök Yüzünü Döktü” isimli deneme kitabının önsözünde “Çoktandır kabirler aldı yaşamımızı. Bir kader sanki. Büyük bedeller ödendi. Yine de darbe iklimi hiç değişmedi. Şarkılar unutuldu. Ağıtlar dağladı yürekleri. Çığlık ve sızı tenhada boğup durdu sevincimizi. Hiç vazgeçmedik. Kurtarıcıların peşine düştük düşeli, tiranların buyruğuyla çarpılır olduk. Bu yüzden aşka dair, insana dair seçenekleri tükettik. Haliyle geride kalanlara günahkar ve borçlu kaldık… Zindanı ömrümüze bir küfür diye biçmişler. Esaretin buzdan kaidesi üzerinde duruyor yaşam sevincimiz. Eridikçe, yüreğimize kazılı olan güzellikler tükenecek sanki. Biliriz ki; ne yaşananlardan azadeyiz, ne de halkların çektiği acı ve kahırdan. Varoluş gerekçemiz, duvarların ardında saklı yüzlerin dili ve kanayan yürek atışıdır” diyor.
Yazar Bozkurt, deneme kitabında toplumun hafızasına kazınan kimi olaylara da eğiliyor. 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı, 11 Şubat 2015’te Mersin’in Tarsus ilçesinde tecavüz girişimine direndiği için bir minibüste öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan, Mart 2015’te Kabil’de bir türbenin önünde muska satan bir kişiyle girdiği tartışma sonrasında, adamın Kur’an yaktığını öne sürmesi üzerine toplanan kalabalık tarafından dövülen, üzerinde arabayla geçilen ve yakılarak öldürülen Afgan kadın Ferhunde Melikzade, 5 Haziran 2015’te, Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik DAİŞ’in üstlendiği saldırıda her iki bacağını kaybeden Lisa Çalan ve Cizre ile Sur’da yakılarak öldürülmelerine rağmen defnedilmelerine izin verilmeyen çocuklar ve gençlere ilişkin kaleme aldığı denemelerde “Derin sularda, can havliyle sığınmak istediğim yaşam teknelerinden kovulmuş gibiyim. Ortalık tam bir curcuna ve ben öylece kalakalmışım. Çözünüp ıssız karanlığa gömülüyor fırtınadan kaçmaya fırsat bulamayan rüyalarım. Gölgeler kendi bildikleri yoldan yürüyor” diyor.
Yazar, kitabın arka kapağında ise, “Duvarların sancısı tutar beni. Yalnızlık gelir yanı başıma kurulur. Kaçışı yok, hayal kurmak nafile! İçeride bize dair her şeyim örtüye sarındığı zamanlardır; her şeyin iki anlamı vardır, anlamlar ikili konuşur. Sussam anlamazsın, konuşsam tanımsız kalır…” diyor.
KÜLDE GÜLLENEN ŞARKILAR
Daha önce “Açık Yara” ve “Rojên Neava” şiir kitapları ile okuyucunun karşısına çıkan Ferhan Mordeniz, bu kez “Külde Güllenen Şarkılar” isimli şiir kitabıyla okuyucusuyla buluşuyor. 1978 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde dünyaya gelen Mordeniz, 1999 yılından beri cezaevinde bulunuyor. Kitabını “Canını halkların-ın özgürlük ve eşitlik sevdasına adayan dünyanın kuşkanatlı oğul ve kızlarına ve umudun annelerine” adayan Mordeniz, 3 bölümde kaleme aldığı şiirlerine isim vermemeyi tercih etmiş.
Kitaptaki şiirlerden birinde Mordeniz şöyle diyor:
“…
uzak denizlerden asi dağıma
konuk kızıl kanatlı balıklar
derinlerin tuzunu taşımış
ve
doruklardan derinlerine vadilerin
mucizenin büyülü ışığını yüzmüş…
kuytulardan kanatlanan kelebekler
rengarenk çiçeklere
mucizenin şiirini d-okumuş
ve
söze gebe bütün kayalar
dillenip
ilk nefesin öyküsünü doğurmuş…”
MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir